Neden ithal sistem yerine kendi makinemizi kurduk?

Hazır bir üretim hattı almak daha kolaydı. Yerli Ar-Ge kararının arkasındaki hikâye ve bugün aylık 250 tona ulaşan hattımızın gelişimi.

Yola çıktığımızda önümüzde iki seçenek vardı. Birincisi kolaydı: yurt dışından biyokompozit ürünler için hazır bir üretim hattı ithal etmek, kurulumu yaptırmak ve üretime başlamak. İkincisi zordu: yöntemi baştan kendimiz kurmak. Zor olanı seçtik ve bugün bu kararın bizi taklit eden değil, yöntem geliştiren bir üretici yaptığını görüyoruz.

İthal hat neden bize uymadı?

Piyasadaki hazır sistemler belirli hammaddelere göre tasarlanmış: çoğunlukla mısır nişastası, şeker kamışı küspesi ya da bambu lifi. Bizim elimizdeki malzeme farklıydı. Türkiye dünyanın en büyük fındık üreticisi; her yıl yüz binlerce ton fındık kabuğu ya yakılıyor ya da atılıyor. Zeytin çekirdeği, kayısı çekirdeği, ceviz kabuğu, ağaç tozu da öyle. İthal makineler bu sert, yağlı ve lifli malzemelerle verimli çalışmıyor; ya kimyasal bağlayıcı istiyor ya da hammaddeyi işleyemiyordu.

Kimyasal bağlayıcı kullanmak, "doğaya dönen ürün" iddiasını baştan zedeliyordu. Bir tabağın yüzde doksanı doğal, yüzde onu petrol türevi reçineyse o tabak toprağa karışmaz; sadece daha yavaş kirletir.

Sahada, deneyerek geliştirdik

Kendi mühendislik ekibimizle önce hammaddeyi anlamaya çalıştık: hangi nem oranında kalıplanıyor, hangi öğütme inceliğinde bağlayıcıya ihtiyaç kalmıyor, sıcaklık ve basınç eğrisi nasıl olmalı. Sonra bu bilgiyle makineleri tasarladık: temizleme ve kurutma ünitesi, öğütücü, granül hattı ve kalıplama presi. Her biri onlarca prototip ve yüzlerce başarısız kalıp denemesinden geçti.

Yöntemi başkasından almadığımız için hammaddeyi değiştirebiliyor, ürünü büyütebiliyor ve süreci her ay biraz daha iyileştirebiliyoruz.

Bugün neredeyiz?

Dilovası tesisimiz aylık 200–250 ton kapasiteyle çalışıyor; ayda 1,5 milyonun üzerinde ürün çıkıyor. Japonya, Fransa ve İngiltere’ye ihraç ediyoruz. Yerli hat sayesinde yeni bir hammadde geldiğinde makine değiştirmiyoruz; parametreleri değiştiriyoruz. Yeni bir ürün formu istendiğinde aylarca tedarikçi beklemiyoruz; kalıbı kendimiz yapıyoruz.

Sırada ne var?

Ar-Ge ekibimiz şu an iki konuya odaklanmış durumda: daha ince cidarlı, dolayısıyla daha az hammadde tüketen ürün formları ve hattın enerji verimliliğini artıracak kurutma teknolojisi. Her iki çalışma da yerli geliştirme sayesinde mümkün; ithal bir hatta bu değişiklikleri yapmak üreticiye bağımlı kalmak demekti.

İthal sistemle daha hızlı başlayabilirdik. Ama o zaman ne fındık kabuğunu işleyebilir ne sıfır kimyasal iddiasını taşıyabilir ne de bugün yaptığımız gibi süreci sürekli geliştirebilirdik. Zor yolu seçmek, uzun vadede tek yol olduğu için doğru karardı.

Ürünleri yakından görünNumune talep edin, doğal tabağı kendi sofranızda deneyin.
Numune Talep Edin